Yazarlar Zeynep Betül Akıcı
ARAYIŞTA KAYBOLUŞ

Bir yağmur sonrası… Yürüyorum Balat sokaklarında; başıboş, kimsesiz. Kendimi arıyorum, kaybettiğim kendimi… Eski evlerin kokuları yayılıyor her yana, tüm sokaklarda ölülere takılıyor ayaklarım, düşüyorum… Kalkıp tekrar kendimi aramaya koyuluyorum biçâre… Varlıkla yokluk arasında, muallâk bir zamanda kaybolmuşum, meçhûlden gelip meçhûle gidiyorum… Kendimi bulmak adına yürümediğim yol, bakmadığım gökyüzü kalmıyor. Didik didik arıyorum kâinatın her bir yanını. İnsanlarla dolup taşan caddelere sürükleniyorum, her geçeni çeviriyorum birer birer yoldan, kendimi arıyorum onlarda… Sînelerini açıyorum bir bir, evirip çeviriyorum onları, belki ayakları altında, belki başları üstündeyimdir, kim bilir… Tek tek açıyorum zihinlerini, orada da bulamıyorum kendimi… Sıkılıyorum kendinden bihaber insanlarda aramaktan beni, koşarak uzaklaşıyorum o yalnızlarla dolu kalabalıktan, kalabalıklar içindeki eşsiz yalnızlığımdan… Deliler gibi koşuyorum ardıma bakmadan, topuklarımı vura vura, yerlere düşe düşe, toprağa burnumu sürte sürte… Bir deniz kenarına varıyorum o uzun koşunun netîcesinde, uzun uzun bakıyorum, gözlerim… Gözlerim yine bir şeyler arıyor gizliden gizliye. Ne arıyorsun ey gözüm! Konuş benimle, bir kelâm et bana! Konuş benimle ey göz, konuş! Benim, ben! Tanıyamadın mı bu kimliksiz bedeni, tanıyamadın mı bu parçalara ayrılmış benliğimi ey gözüm! Bak bana, dikkatlice bak! İşte tam karşındayım, tüm parçalarımla… Bakma öyle denize, çevir kendini bana gözüm… Gözüm de terk etmiş beni, sesi soluğu kesilmiş, görmüyor muydu acaba beni, yoksa görmezden mi geliyordu? Kendimi mâvi sularda buluyorum, ah su! Ne kadar derinsin öyle! Kim bilir kimler kayboldu içinde! Alabora olmuş bir kayığa çarpıyorum ayağımı suyun içinde kendimi ararken. Bir anda vuran o derin acıyla su üstüne çıkıyorum, burada da bulamamıştım kendimi. Büyük bir hışımla çıkıyorum derin mâvilikten, üstüm başım ne hâlde düşünmeden yürüyorum, sâdece yürüyorum… Çâresizlikle bezenmiş, kaybolmuştu benliğim… Ayağımın gittiği yere kadar yürüyorum, ve sonunda bir câmi kapısında buluyorum kendimi. Kapıyı açıyorum, baştan aşağı sırılsıklam olmuşum, her yanımdan sular akıyor. İçeri giriyorum, kimseyi göremiyorum; kaçmış mıydı bu insanlar, yoksa herkes ölmüştü de bir ben mi kalmıştım dört duvar misâli şu dünyâda… Ayağıma bir tesbih takılıyor bu sefer, bir ölüden çok daha fazlası bu takılan… Tesbihi alıp yerden, boncuk aralarına bakıyorum. Yok! Yok, kayboldun ey kendim, yittin artık! Duvarları yarıp içlerine bakıyorum, sayfaları yırtıp kâğıt aralarına, ve cümleleri dağıtıp kelime aralarına… Ve işte aradığım ben, kelimelerimin arasında öylece durmuş, kendime bakıyorum… Kulaklarda, gönüllerde yankılanan kelimeler arasında kaybolmuşum, onca yol gitmemin, onca insanın gözlerine; belki kendi gözlerimi görürüm umûdu ile bakmamın ne anlamı vardı ki? Kendimi gözyaşları, gönül kırıkları arasında Mecnunca aramam ne işe yarayacaktı? Kendimi bulabilmiş miydim, tüm o kırıkların içinde? Kendimi bulabilmiş miydim, camdan çok daha keskin o zaman mefhûmunda? Hayır, hayır… Kendimi daha ziyâde kaybetmekten gayrı hiçbir işe yaramamıştı bu arayış bende… Kendimi yine yazdıklarımın arasında buldum. Kimsenin, hatta kendimin dâhi göremeyeceği kadar kuytu kelimelerin arasına saklanmışım, korkarak küçük bir çocuk misâli…

ZEYNEP BETÜL AKICI

Yazar Hakkında

Zeynep Betül AKICI

Yorum

  • Betül Allah yardımcın olsun çok güçlü bir kalemin var . 😇😇😇Allah tekrarını nasip etsin İnşAllah Betül.

Yorum Yap